Mevsimler Gibi Moda

Bay Bayan Çocuk Modası Koleksiyonları
  * Siteyi Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlarıma Ekle *

Archive for the ‘İslamiyet’ Category

Aşure Günü Ne Zaman 2014

Pazar
Kas 2,2014

Aşure Günü Ne Zaman 2014Aşure Günü Ne Zaman 2014 aşure günü geldi çattı. aşurelerini erkenden yapanlar ve dağıtanlar olduğu gibi aşure günü geçtikten sonra da aşure yapıp konu komşusuna dağıtanlar oluyor, bu Türk milletinin aşure gününe ve komşuluk ilişkilerine verdiği önemi gösteriyor. Aşure gününün anlam ve önemini bilmese de çoğu kişi, en azından bugünde oruç tutmanın büyük sevap olduğunu, bugünde evi barkı ve ailesi için alışveriş yapmanın tüm yıl evine bereket getireceğini ve aşure yapıp dağıtmanın bir Müslüman için güzel davranışlardan olduğunu bilmektedir.

Aşure Günü Ne Zaman 2014

Hicri takvimin ilk ayı Muharrem Ayıdır. Muharrem Ayının onu ise Aşure günüdür. Muharrem Ayı geldiğinde tatlı bir telaş başlar evlerimizde, ne zaman aşure pişirileceği planlanır. Marketlerde malzemeleri standlar halinde tüketiciye sunulur. Aşure günü toplumumuzda artık bir gelenek haline gelmiştir. Her evde pişer aşure. Konu komşuya dağıtılmak üzere fazlaca yapılır. En ufak bir aksaklık bir sürü emeğin heba olmasına yol açar.

Aşure Günü Bu Sene 3 Kasım 2014 Pazartesi günüdür

aşure gününün önemi

Muharrem ayı, Kur’an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir. Muharremin birinci günü oruç tutmak, o senenin tamamını oruç tutmak gibi faziletlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:

(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.) [Müslim]

Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşûre gecesidir. Allahü teâlâ, birçok duaları Aşûre günü kabul etmiştir.

Hazret-i Âdem’in tevbesinin kabul olması,

Hazret-i Nuh’un tufandan kurtulması,

Hazret-i Yunus’un balığın karnından çıkması,

Hazret-i İbrahim’in ateşte yanmaması,

Hazret-i İdris’in canlı olarak göğe çıkarılması,

Hazret-i Yakub’un oğlu Hazret-i Yusuf’a kavuşması,

Hazret-i Yusuf’un kuyudan çıkması,

Hazret-i Eyyüb’ün hastalıktan kurtulması,

Hazret-i Musa’nın Kızıldeniz’i geçmesi,

Hazret-i İsa’nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşûre günü oldu.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

Aşure günü Nuh aleyhisselamın gemisi, Cudi dağına indirildi. O gün Nuh ve yanındakiler, Allahü teâlâya şükür için oruçlu idiler. Hayvanlar da hiç bir şey yememişti. Allahü teâlâ denizi, beni İsrail için, aşure günü yardı. Yine Aşure günü Allahü teâlâ Adem aleyhisselamın ve Yunus aleyhisselamın kavminin tevbesini kabul etti. İbrahim aleyhisselam da o gün doğdu. (Taberani)

Öteden beri Kureyş’de, Resulullah da Aşure günü oruç tutardı. Medine’ye gelince de yine o gün oruç tuttu ve tutulmasını emretti. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)

Medine’de aşure günü oruç tutan Peygamber efendimiz, Yahudilerin de oruç tuttuklarını gördü. (Niye oruç tutuyorsunuz?) diye sordu. Onlar da, (Allah’ın İsrail oğullarını düşmanından kurtardığı bir gündür, Musa bu günde oruç tuttuğu için) dediler. Resulullah efendimiz de, Müslümanların bugün oruç tutmalarının sebebini anlatmak için, (Ben Musa aleyhisselama sizden daha layıkım) buyurdu. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)

Aşûre günü oruç tutmak sünnettir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Aşûre günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.) [Müslim, Tirmizî, İ. Ahmed, Taberanî]

(Aşurenin faziletinden faydalanın! Bu mübarek günde oruç tutan, melekler, peygamberler, şehidler ve salihlerin ibadetleri kadar sevaba kavuşur.) [Şir’a]

(Aşûre günü bir gün önce, bir gün sonra da tutarak, Yahudilere muhalefet edin!) [İ. Ahmed] [Yalnız Aşûre günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutmalı!]

Peygamber efendimiz bir gün öğleye doğru buyurdu ki:

(Herkese duyurun! Bugün bir şey yiyen, akşama kadar yemesin, oruçlu gibi dursun! Bir şey yemeyen de oruç tutsun! Çünkü bugün Aşure günüdür.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud]

en güzel aşure nasıl yapılır aşure yapımının püf noktası nedir

-Aşure malzemelerini seçerken kaliteli ve taze malzeme seçmeye dikkat etmek gerekir.

-Bakliyat ürünleri sözkonusu olduğunda içinde bulunan yılın ürünü olması tercih sebebidir.

-Buğdayı iyice yıkayıp, üzerini 2-3 parmak geçecek kadar sıcak su koyduktan sonra 1-2 dakika kaynatılır. Üzeri kapatılır. Sabah kapağı açtığınızda yumuşamış buğdayları göreceksiniz. Taşma veya dibine tutma problemi yaşamayacaksınız.

-Kuru fasülye, nohut gibi bakliyatlar haşlanırken ayrı ayrı haşlamak gerekir. Ürün tipi, pişme süresi farklılık gösterdiği için bakliyatlardan bir tanesi diri kalırken bir tanesi hamur olabilir 🙂

-Kuru incir ve üzüm gibi gıdaların kendine has bir rengi vardır. Kısa süre haşlayıp renkli suyunu döktükten sonra aşureye eklemek gerekir. Kuru üzümler maalesef, çabuk bozulmasını engellemek için yağla kaplanıyor. Ayrı haşlayarak yabancı maddelerden arıtıp, aynı zamanda aşurenin rengini bozmasını da engellemiş olursunuz.

-Bütün tatlılarda olduğu gibi bir tutam tuz eklemek daha dengeli bir tad verecektir.

-Aşure kıvamını çok koyu tutmamak lazım. Hemen tüketilmeyince bakliyatlar su çektiği için çok katılaşabilir.

-Karanfil eklerken portakal kabuğuna batırarak eklemeyi tavsiye ederim. Piştikten sonra alırken kolaylık sağlayacaktır.

-Hem lezzet hem de sağlık açısından, kullanacağınız gül suyunun sentetik olarak elde edilmemiş gerçek gül suyu olmasına dikkat etmek gerekir.

-Su miktarını iyi ayarlamak her zaman mümkün olmayabilir. Kalan aşureniz fazla katılaşırsa az su ve şeker ekleyerek tekrar 1-2 dakika kaynatabilirsiniz.

-Toz tarçını aşurenin içine eklemek renk değişimine neden olur. Tüketileceği zaman üzerine serpmek daha mantıklı. Kabuk tarçını da aşureyi ateşten alınca çıkarmak, içinde fazla bekletmemek iyi olur.

-Ceviz de aşureye çok yakışır ama üzerine serpmek gerekir, bir tencere aşurenin rengini bulanıklaştıracak güce sahiptir 🙂

aşure tarifi aşure nasıl yapılır

4 kişiden fazla

Pişme süresi: 90 dakika

Malzemeler:1 çay kaşığı safran, 1 yemek kaşığı gül suyu, ¼ su bardağı nohut, ¼ su bardağı fasulye, 1 su bardağı dövme, ¼ su bardağı pirinç, 10 su bardağı su, ¼ su bardağı sarı üzüm veya kişniş, 2 incir, 3-4 kuru kayısı, 2 su bardağı şeker, ½ su bardağı ceviz, ½ su bardağı badem (ağartılmış), ½ su bardağı fıstık

Yapılışı:

Nohut ve fasulyeyi sekiz saat önceden içme suyunda ıslat. Akşamdan dövme ile bir taşım kaynat, sabaha kadar beklet. Akşam, cam bardakta gül suyuna safranı da koy, beklet. Sabah, akşamdan kaynamış dövmeli malzemeye pirinci de ilave ederek ateşe koy, malzemeler yumuşayıncaya kadar pişir. Yumuşayınca doğranmış incir, kayısı ve sarı üzümü katarak özleşinceye kadar kaynat. Safranlı gül suyunu, çok az bademi, şekeri ilave et. Kıvama gelince kâselere doldur. Soğuyunca üzerini kavrulmuş ceviz, fıstık, badem, nar vb. ile süsle.

aşure yapımında kullanılabilecek değişik malzemeler aşureye farklı bir lezzet katar

Aşure gerek içine katılan gerekse süslemesinde kullanılan malzemeler açısından sınır tanımaz bir tatlı. İçine ve üzerine ne koyacağınız tamamen hayal gücünüze ve damak zevkinize kalmış. Aşurenin olmazsa olmaz malzemeleri buğday, nohut, fasulye, pirinç ve şeker olsa da içine kuru bakla koyan da var, yer buğday yerine bulgur kullanan da. Ayrıca Ebru Omurcalı’nın tarifinde yer aldığı gibi gül suyu yerine zerde ya da yazarımız Nevin Halıcı gibi safran, kişniş ve sarı üzüm gibi farklı tatlarla da aşurenizi zenginleştirebilirsiniz. Pasta tasarımcısı Nazlıhan Gündüz gibi kestane ve yaban mersinine yer vererek alışılagelmişin dışında bir aşure yapabilirsiniz.

Daha çok fındık, ceviz, badem, nar, kayısı, incir, tarçın, Hindistan cevizi gibi malzemeler ile süslense de kimileri muz, elma, ayva, portakal kabuğu, kavrulmuş susam, Antep fıstığı da kullanabiliyor. Ayşe Tüter kimilerinin süslemede çikolata parçacıkları kullanması eleştiriyor ve aşurenin pasta olmadığını hatırlatıyor. Tabii yine de tercih size kalmış.

Herbirimiz için çok önemli bir nokta; aşure veya iftar yemeği gibi paylaşarak güzelleşen alışkanlıklarımızı sadece kendi aramızda değil, ihtiyacı olan insanları, imkanı olmayan öğrencileri, artık yapacak gücü kalmayan yaşlılarımızı gözeterek yaşamamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu bereketli gün ve geceniz mübarek olsun.

kutlu doğum programları

  • Filed under: İslamiyet
Cuma
Nis 12,2013

kutlu doğum programları2013 kutlu doğum haftası programları diyanet işleri başkanlığınca da sürdürülmekte. diyanet işleri başkanlığı web sitesince kutlu doğuma özel bir web sayfası hazırlandı. buradan 2013 kutlu doğum haftası etkinliklerine, kutlu doğum haftası programlarına ulaşabilirsiniz. ankara kutlu doğum haftası etkinlikleri: 13 nisan 2013 cumartesi günü Ankara arena kapalı spor salonunda saat: 19:30′da kutlu doğum haftası etkinliği düzenlenmiştir. tüm Türkiye’deki kutlu doğum haftası etkinliklerini görmek için http://dinhizmet.diyanet.gov.tr/dinhizmetweb/KutluDogum.aspx  buraya tıklayabilirsiniz. eğer yurtdışındaki kutlu doğum haftası programlarını görmek isterseniz de buraya tıklayabilirsiniz.

kim bir millete benzerse onlardan olur

Cumartesi
Ara 24,2011

Bir müslümana :
Sen Müslüman değilsin desen darılır,
Yılbaşında hindi, kaz yemesine bayılır,
Çam süsleyen, hindi kesen nasıl mümin sayılır,
Müslümanla diğerleri işte burda ayrılır.

“kim bir millete benzerse onlardan olur” … hadisi şerifi yılbaşıyla da ilgili hadislerdendir… yılbaşı kutlamak gerçek müslümanın yapmaması gereken imandan edebilecek kadar tehlikeli ve gereksiz bir eğlencedir.

Bir Müslüman yılbaşını kutlar mı ? yılbaşı kutlamak caiz midir? yılbaşı kutlamak günah mıdır? her yıl sorulur bu sorular. sanki cevabı bilinmiyormuş gibi hemde. belki de: “bu yıl yılbaşı kutlamanın haram ve günah olduğu fetvası değişir bir ihtimal de yılbaşında rahat rahat eğleniriz” diye mi düşünür müslüman kardeşlerim, bilmiyorum..

 yılbaşı kutlamak caiz midir

Noel Baba gününde ve Hıristiyanların diğer bayram günlerinde onlara ayak uydurmak gayesiyle, onların yaptıklarını yapmak, o günlerde bayram niyetiyle çocuklara elbise,hediye almak ve pişirdikleri yemekleri pişirmek caiz değildir. o niyetle yapılmasa dahi uygun değildir çünkü gayri müslimlere benzeme ve peygamber efendimizin: kim bir millete benzerse onlardandır” hadisine iştirak olma tehlikesi vardır. yani imanı kaybetme, dinden çıkma durumu vardır.

Hepimiz Müslümanız elhamdülillâh. Ama hepimiz Müslümanlığımızın icabını yaşamıyoruz maalesef… Hem de neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrensek de… Bu ise en tehlikelisidir, yani bile bile günah işlemek, günahını, haramını ve dinden çıkma durumunu bile bile yılbaşı kutlamak…

Biz, müslümanlığın icabını yaşama hâline ”DİNDARLIK” diyoruz. Kim inandığı gibi yaşıyorsa, ona dindar insan sıfatını takıyor, dindar adam, diye yâd ediyoruz. Bu sıfat onun hakkıdır zaten.

Siz dindarlığı, zamanın kötülük ve fitnesine karşı giyilen koruyucu bir zırh olarak da kabûl edebilirsiniz. Aslında dindarlık, sahibini sadece âhirette Cennete koyan bir yaşama tarzı olmakla kalmayıp, dünyada da huzura, saadete sevkeden bir yaşama tarzıdır. Nitekim Hz İsa (as) Peygamberin doğumu ile Hz Muhammedin (sav) hicretine başlangıç olan yılbaşlarında dindar olanla olmayanın yaşayışını ibretle seyrediyorsunuz. Dindar olanlar,yılbaşı gecelerinde düşünüyorken, şuur altında bile olsa diyorlar ki:

Yılbaşı gecesinin mânası, sayılı ömür senelerinin birinin daha bitmesi, ölüm denen kesin âkıbete biraz daha yaklaşılması, gençlik günlerinin tükenip, ihtiyarlık demlerinin gelmesi demektir. Nitekim her yılbaşında siyah saçlara biraz daha aklar düşüyor, akların sayısı da biraz daha çoğalıyor.

Öyle ise, böyle gecelerde daha çok sefalete, daha çok sefahete düşmek yerine; daha çok âhirete, daha fazla ebedî âleme meyili olmak lâzımdır. Zira bu hızlı gidiş, – ister ikrar et, ister inkâr – kabire, öteki dünyaya doğrudur.

İşte dindarlık böyle düşündürüp, böyle tedbirli hareket ettirdiği içindir ki, dindar insanın, geçen senelerinden pişmanlığı azdır. Ama kendisini dinî ölçülerle kayıtlı görmeyen başıboş insanlarda ise her yılbaşında böyle bir muhakeme ve düşünceden eser yok. Tam bir şuur ve idrak mahrumiyeti içindeler ölüme bir sene daha yaklaşmanın delilini teşkil eden gecede, hem ahlâkından, hem mâneviyatından, hem de parasından zararlar görmekte, fireler vermekte, pişman olacağı fiilleri çoğaltarak işlemekteler. Birkaç saatlik bu eğlence ve sefahetin arkasından ömür boyu üzüntü ve pişmanlıklar gelmekte.

Onu böyle ömür boyu pişmanlıklara sevkeden şey, İslâmın icabını yaşamayışında, yâni, dindar olamayışındadır.

Şâyet dinin emirlerine sadık kalacak bir iman kuvveti, dindarlık emâresi kazanabilse, her yılbaşı, tam aksini düşünmesine, kendisine çekidüzen verip iman ve ahlâk bakımından yükselmesine sebep olacak, geçmişinden pişmanlık duyan bir sefahet ve sefalete düşmeyecek.

Demek ki, yılbaşı gecelerinde kimilerini o hâle düşürüp, kimilerini de bu duruma çıkaran şey, dindar olup olmamaktan başka birşey değildir.

Anlaşılan, şahsı düşündürüp, mesud ve bahtiyar kılan şeyin dindarlık olduğu kesindir. Ferdi muhakemesizleştirip sefalete itenin de dinde lâubalilik olduğu bir vakıadır. Demek imtihan dünyasıdır bu Her ikisine de yol açık İsteyen oraya, dileyen de buraya yönelir Kimi yılbaşında şuurunu iptal eder kimi de ihyâ.

Biz şükrederiz dindarlığımıza, hamd ederiz bizi böyle düşündürüp, amel ettiren Rabbimize.

yazı kategorileri


Son Yorumlar


Arşivler